Mayıs 30, 2026
#Kültür Sanat

İstanbul, kendi ‘gök kubbe’miz

SERAY ŞAHİNLER – İstanbul, mazisinde en güzel silüetleri barındıran, dünyada eşi benzeri olmayan görkemli bir kent. Modernleşme hangi safhaya ulaşırsa ulaşsın kentin silüeti, dokusu kendine has karakterinden pek bir şey kaybetmiyor. Bu silüetin birleşenlerinden biri de kuşkusuz kubbeler…

Akademisyen ve sanatçı Nevzat Yıldırım, İstanbul’un tarihi cami ve kubbelerine ışık ve hafıza üzerinden bir bakış sunuyor. Sanatçının, şehrin en güzel manzaralarına baktığı “Gök Kubbe” sergisi Yıldız Holding’in Çamlıca Kampüsü Seminer Salonu’nda ziyarete açıldı. Serginin açılışı geçen çarşamba günü, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü’nün katılımıyla gerçekleşti.

Tarihin taşıyıcısı

Sanatçı, orta format kamera ve üst üste pozlama tekniğiyle ürettiği fotoğraflarında tek bir ânı belgelemekten çok, zamanı ve mekânı çoğullaştıran katmanlı bir görsel anlatı kuruyor. Sergide yer alan eserlerde İstanbul’un tarihî camileri; ışığın, mevsimin ve bakış açısının dönüştürücü etkisiyle yeniden yorumlanıyor. Böylece kubbe formu, geçmiş ile bugün arasında kurulan görsel bir köprüye dönüşüyor.

Süleymaniye, Rüstem Paşa, Kılıç Ali Paşa Camii, Şemsi Ahmed Paşa, Rum Mehmed Paşa gibi şehrin en güzel camilerinin kubbelerini fotoğraflayan sanatçı, manzaraya bir katman daha ekleyerek kubbeyi mimarinin bütünüyle birleştiriyor. Binlerce yıllık tarihsel birikimin taşıyıcısı olan kubbeleri, yeniden katmanlandırıyor Yıldırım.

Gönül dünyamızın fotoğrafı

Sergi açılışında konuştuğumuz Yıldırım, üst üste çekim tekniğiyle oluşturduğu karelerin sezgisel ve matematiksel olarak hesaplandığını söylüyor. Işık kavramının fotoğrafın alfabesi olduğuna dikkat çeken sanatçı, “İstanbul’un kubbeleri Osmanlı’dan günümüze çok katmanlı bir medeniyet hafızasının izini taşıyor. Kubbe bir çatı formu, bir anlatısı var ama diğer taraftan da farklı kültürlerden insanları yüz yıllardır aynı çatı altında topluyor, birleştiriyor. Fotoğrafın kendi diliyle kubbeyi evrensel olarak bir sanat diline dönüştürmek benim için çok kıymetliydi. Aynı gök kubbe altında insanları bir araya getiriyorlar. İlhamla İstanbul’a baktım ve bu eserleri ürettim. Fotoğrafın diliyle dünyanın her yerinde karşılık bulacak söz söylemeye çalıştım. Gök kubbe bu anlamda bir temsil. Bizim var olan gönül dünyamızın fotoğrafın diliyle temsil olduğunu değerlendirebiliriz” diyor. 

Görsel ve düşünsel köprüler 

Nevzat Yıldırım, “Gök Kubbe” projesini şu sözlerle anlatıyor: “İstanbul’un kubbeleri, Osmanlı’dan günümüze uzanan çok katmanlı bir medeniyet hafızasının hem mekânsal hem de manevi ve kültürel izlerini taşır. Aynı şehirde, farklı inançlar ve kültürler bu ortak çatı formunun etrafında İstanbul’un çok katmanlı hafızasına katkı sunmuştur. Kubbeler salt bir mimari unsur olmanın ötesinde, ‘paylaşılan bir gökyüzü’ fikrinin somutlaşmış hâli olarak görülmeli… Bu yönüyle İstanbul’un kubbeleri, geçmiş ile bugün arasında kurulan görsel ve düşünsel köprülerin belki de en güçlü imgelerindendir.”

Süpürge ödüllerle havalanıyor

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir