MÜJDE IŞIL – Matt Johnson ve Jay McCarrol’ın kafa kafaya verip yarattıkları, kendi adlarını taşıyan karakterleri canlandırdıkları 2007-2009 tarihli web dizisi ve 2017-2018 tarihli sitcom “Nirvanna the Band the Show” hatırı sayılır hayran kitlesine sahip. İki kafadar, absürt ve aynı zamanda samimi mizah tarzlarını “Nirvanna the Band the Show the Movie” ile perdeye taşıyor.
Matt ile Jay, Toronto’daki Rivoli adlı mekânda konser verme hayali kuran iki müzisyen… Sıra dışı planlarıyla konserlerini duyurma planları sekteye uğrayınca, icat ettikleri zaman makinesiyle kendilerini yanlışlıkla 2008’de bulurlar. O zamanki Matt ve Jay çok daha nahif ve umutludur. Ancak 2008’de de işler yolunda gitmez, zamanda yaptıkları değişiklik tüm hayatlarını değiştiriverir.
Referansı ‘Geleceğe Dönüş’
“Nirvanna the Band the Show the Movie”, Matt Johnson ve Jay McCarrol’ın mizah anlayışına ve televizyon şovlarına aşina olanların kolayca sarıp sarmalayacağı bir komedi. Mizah dilini benimseyenler için gerçekten de geçmişe yolculuk gibi bir film. Gerilla tarzı çekimleri, sahte belgesel havası ve pop kültürü göndermeleriyle kendine özgü bir çekiciliği var. Eğer bu ikiliye ve televizyon şovlarına hâkim değilseniz bile “Nirvanna the Band the Show the Movie”nin eğlenceli bir komedi olduğunu söylemek mümkün. Çünkü başlıca sinema referansı “Geleceğe Dönüş”. Bu filmin izinde giderek ve kendi tarzlarını bunun üzerine ekleyerek keyifli bir komedi-macera getiriyor perdeye. Araya Ashton Kutcher’ın “Kelebek Etkisi” gibi başka sinemasal referanslarla mizahını hem evrenselleştiriyor hem de seyirciyle bağını kuvvetlendiriyor.
Matt ile Jay’in başına gelen terslikler, iki karakterin birbirine tezatlığı, bu tezatlığa rağmen kanka modunda yaşamaları ve “Geleceğe Dönüş”ü yad etmeleri, filmin en güçlü yönünü oluşturuyor. Kanadalıların mizahı herkese uyumasa da perdeye yansıttıkları enerji ve samimiyet kalpleri fethediyor bir şekilde. Ve başta filmin tarzı ya da karakterlerin mizahı yabancı gelse bile seyirciyi absürtlüklerine alıştırıp onların tarafında yer almaya ikna ediyor. Matt ile Jay’in gençlikleriyle karşılaştıkları sahne ve güç kablosunun yeniden bağlama sahnesi bu açıdan hayli etkileyici.

Vizyonda öne çıkanlar
“1881 Atatürk: Bir Liderin Doğuşu”: Burak Kaan Şimşeker’in yönettiği animasyon, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluk yıllarından başlayarak liderliğe uzanan yolculuğunu anlatıyor. Selanik’te başlayan hikâye, onun karakterini şekillendiren olaylar ve değerler üzerinden ilerlerken, bir liderin nasıl doğduğunu gözler önüne seriyor.
“Geçmişin Kokusu”: Serkan Özarslan’ın yönettiği ve Görkem Sevindik ile Gülsim Ali’nin başrollerini paylaştığı film, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Üsküp’te geçiyor. Mahallesindeki değişime karşı direnen Salih’in hayatı, çocukluk arkadaşı Elina’nın yıllar sonra geri dönmesiyle altüst olur. Artan gerilim ve toplumsal çözülme, onları geçmişleriyle ve birbirleriyle yüzleşmek zorunda bırakan büyük bir çatışmaya sürükler.

