Mayıs 30, 2026
#Kültür Sanat

Kırmızı halı da yaşlanır

Doç. Dr. Efe Sıvış – Cannes Parisli yazar Sylvie’nin (Isabelle Huppert), yeni romanı için dikizlediği karşı apartmandaki Pierre, (Vincent Cassel) kadının zihninde hem yeni romanının hem de bastırılmış arzularının merkezine oturuyordu. Cassel’in 1995’teki Nefret‘te (La Haine) canlandırdığı öfkeli banliyö genciyle bugün yorgun, sertleşmiş yüzü arasındaki mesafeyi, Cannes’ın acımasız aynasında çıplak gözle okudum. Demi Moorei gibi Cassel’de de yılların izi belirgindi. Kırmızı halı, zamanın geçiciliğini ve anın kıymetini bilmeyi sessizce öğütlüyordu.

Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski’nin “Anavatan” filmi, Alman edebiyatının süperstarı Thomas Mann’ın Nazi sürgünü sonrası Almanya’ya dönüşünü anlatıyor. Senaryo güçlü, diğer filmlere göre avantajlı… Arkasında kapı gibi siyasi tarih var. Jane Schoenbrun’un “Kamp Miasma’da Ergenlik, Cinsellik ve Ölüm” filmi, 1980’lerin bıçaklı kamp korkusu estetiğinin bir canlandırmasıydı. Bana hiç hitap etmedi ama dün en çok bu film konuşuldu.

Akşamüstü Cannes’a 15 dakika mesafedeki Antibes, festivalin uzantısı gibi çalıştı. Burada Picasso’nun içinde çalıştığı Grimaldi Şatosu dururken; Fitzgerald’ın “Geceler Güzeldir” romanına hayat veren efsanevi Hôtel du Cap-Eden-Roc’daki kapalı davetler, festivalin asıl sosyal trafiğinin bu görünmeyen Riviera koridorunda aktığını gösteriyordu. Fitzgerald, “Muhteşem Gatsby”yi de bu bölgedeki yaşamdan ilhamla yazdı.

Bond seçmeleri resmen başladı

Aşiyan Müzesi’nden ezgiler yükseliyor

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir