ZUMEDYA HABER

#Sağlık / Güzellik

Zamanın Ötesinde Olfaktif Bir İmza

Bvlgari Hotels & Resorts’un hafızalara kazınan o ikonik imza kokusu Eau Parfumée Thé Impérial artık sadece konaklama deneyiminde sunulmuyor, Jacques Cavallier’nin usta dokunuşuyla her anımıza eşlik edecek bir parfüme dönüştü. Siyah çayın sakinleştirici bilgeliğini Akdeniz narenciyelerinin canlı enerjisiyle birleştiren bu kompozisyon, “doğal lüks” anlayışını ferah ama bir o kadar da derin bir karakterle tene mühürlüyor.

Maison’un Roma köklerinden beslenen bu zamansız mirası ve bir kokunun otel atmosferinden kişisel bir anlatıya evrilme hikayesini Bvlgari Master Parfümör Jacques Cavallier’den dinliyoruz.

Eau Parfumée Thé Impérial, yaklaşık on yıl boyunca yalnızca Bvlgari Hotels & Resorts misafirlerinin deneyimlediği, oldukça niş bir olfaktif hafızaya karşılık geliyordu. 2026 yılında bu kokunun “otel evreninin” dışına çıkarak daha geniş bir kitleyle buluşması fikri nasıl şekillendi? Bir koku tasarımı, on yıl sonra yeni bir hayata nasıl başlar?
Bu karar Bvlgari tarafından alındı ve bu beni heyecanlandırdı. Yaratılışından on yıl sonra Thé Impérial’in Bvlgari Hotels & Resorts dışındaki daha geniş bir kitle tarafından deneyimlenecek olması, Maison’un ruhunu ve Roma köklerini yansıtan bu kokunun daha fazla kişiye ulaşacağı anlamına geliyor. Otellerdeki aynı olfaktif deneyimi evde yaşamak, Bvlgari’nin konukseverlikteki mükemmeliyet anlayışını gündelik hayata taşımanın bir yolu.

Bir otel için imza koku tasarlamak ile bireysel bir parfüm yaratmak arasındaki o ince çizgi nerede başlıyor? Bvlgari misafirperverliğini ve belirli bir mekanın atmosferini yansıtma amacıyla yola çıkan bir kompozisyon, tenle buluştuğunda nasıl kişisel bir anlatıya dönüşüyor?
Bvlgari Hotels & Resorts için imza bir koku yaratırken, bunun hem özgün hem de geçirgen olması gerekiyordu. Bu, konaklama deneyiminin ayrıcalıklı ruhunu taşıyan ama aynı zamanda farklı kültürler ve cinsiyetler tarafından dünyanın her yerinde deneyimlenebilen bir koku olmalıydı; Milano’dan Bali’ye, Tokyo’dan Maldivler’e kadar. Bu nedenle, önce iyi hissettiren, evdeymiş gibi bir konfor alanı yaratan ve ardından tıpkı beyaz bir gömlek gibi ikinci bir katman olarak taşınırken varlığı hissedilen ama asla baskın olmayan bir parfüm tasarladım.

Editörün Notu: Bvlgari Eau Parfumée Thé Impérial, sadece bir parfüm değil; ev konforunu, Akdeniz ışığını ve siyah çayın dinginliğini şişeleyen bir yaşam biçimi.

1992’de Thé Vert ile başlayan bu serüven, 2003’te Thé Blanc ve 2017’de Thé Impérial ile devam etti. Thé Impérial, Eau Parfumée koleksiyonunun 30 yılı aşkın mirasının neresinde konumlanıyor?
Thé Vert, Jean-Claude Ellena tarafından yaratıldı. Ardından 2003’te Thé Blanc’ı ve son olarak 2017’de Thé Impérial’i ben tasarladım. Üçü de “iyi hissettiren” kokuların farklı birer yüzünü temsil ediyor ve her biri çayın başka bir yönünü öne çıkarıyor. Thé Impérial’de siyah çay özü ile parlak narenciye notaları arasında yumuşak bir kontrast kurmak ve bunu misk ile sarmalamak istedim. Çay, bu koleksiyonun ana ipliği. Ayrıca zamansızlık fikrini de çok önemsiyorum; hızlı değişen bir dünyada bu seri hem çağdaş hem de zamansız kalabiliyor. Örneğin Thé Blanc’ı bugün yeniden kokladığımda hâlâ günümüze ait bir parfüm gibi hissediyorum.

Kompozisyonda Çin çay kültürü ile İtalyan narenciyesini bir araya getiriyorsunuz. Bu iki farklı coğrafi karakteri bir araya getirirken; birinin bilgeliğini diğerinin enerjisiyle gölgelememek için koku piramidindeki o hassas dengeyi nasıl kurguladınız?
Siyah çay özünü CO₂ ekstraksiyonu ile elde ederek tüm nüanslarını korudum ve ona sıcaklık ile derinlik kazandırdım. Buna Bvlgari’ye özel üretim süreçlerinden geçen, defalarca konsantre edilmiş özel limon gibi narenciyeler eşlik ediyor. Bu, gerçek anlamda Maison’a özgü bir ayrıcalık. Bu iki zıt karakteri birleştirirken her zaman misk kullanırım; bu, 30 yıl önce Pour Homme ile başlayan Maison’un imza dokusudur. Misk, hem harmanlayıcı hem de ciltle bütünleşen bir yapı sunar.

Thé Impérial’de limon, mandalina ve bergamot yalnızca ferahlık değil, aynı zamanda bir ışık ve hareket hissi de yaratıyor. Bu narenciye üçlüsünü nasıl bir duyusal ritim üzerine kurdunuz?
Bu üç narenciye farklı rollere sahip. Bergamot kompozisyonu yukarı taşıyor, mandalina sofistike bir doğallıkla tazelik veriyor, Bvlgari’ye özel yoğunlaştırılmış limon ise koku yapısına kalıcılık kazandırıyor. Bu notalar İtalya’nın farklı bölgelerinden gelen ikonik öğeler. Narenciye burada yalnızca bir meyve değil, aynı zamanda İtalyan kimliğinin bir parçası; Akdeniz’in parlak, ferah ama aynı zamanda karmaşık karakterini taşıyor.


“İyi hissettiren, evdeymiş gibi bir konfor alanı yaratan ve ardından tıpkı beyaz bir gömlek gibi ikinci bir katman olarak taşınırken varlığı hissedilen ama asla baskın olmayan bir parfüm tasarladım.”

Siyah çayın derin ve kapsayıcı karakterini korumak için süperkritik CO₂ ekstraksiyon (SFE) yöntemini tercih ettiniz. Bu teknoloji, geleneksel yöntemlere kıyasla size nasıl yeni bir ifade alanı açtı? Thé Impérial’de bu teknoloji sayesinde çayın hangi saklı notalarını gün yüzüne çıkardınız?
CO₂ ekstraksiyonu, buhar distilasyonuna kıyasla daha düşük sıcaklıkta gerçekleştiği için moleküllerin büyük kısmını koruyor. Bu da ham maddenin tüm karmaşıklığını muhafaza etmeyi sağlıyor. Bu sayede, siyah çay çiçeksi, dumanlı, maltlı, baharatlı ve taze yeşil tonlar arasında dolaşır.

Parfüm, parlak narenciye açılışının ardından “Citrus Musk” imzasıyla daha dingin bir karaktere evriliyor. Sizce Thé Impérial, parfümeri dünyasında zıt kutuplar olarak görülen ferahlık ve derinlik arasındaki o dengeyi nasıl kuruyor?
Parfüm kompozisyonu, içeriklerin çatışmasından ziyade doğru dozda kullanılan kontrastlar üzerine kurulur. Kontrast, her bileşenin karakterini güçlendirir ve onu daha görünür kılar.

Formülün %92 oranında doğal kökenli içeriklerden oluşması günümüz “doğal lüks” anlayışına bir yanıt niteliğinde. Bu durum yaratıcı süreci nasıl etkiliyor?
Parfümeri öncelikle kullanıcıya kaliteli bir deneyim ve haz sunmalıdır. Ancak doğal olan her zaman sürdürülebilir anlamına gelmez. Yeni moleküllerle gelen yeşil kimya bu alanda önemli katkılar sağlıyor. Buradaki temel mesele ise denge. %100 doğal olma fikri tek başına anlamlı bir hedef değildir.

Thé Impérial aynı anda hem canlandırıcı hem de dingin bir etki yaratıyor. Modern kullanıcının artık parfümlerden tek bir duygu yerine günün akışına eşlik eden çok katmanlı bir “ruh hali” beklediğini söyleyebilir miyiz?
Benim inandığım şey, parfümün keyif, mutluluk ve anı yaratarak, insanı iyi ve dengede hissettirmesidir.

Bir kokunun dokuz yıl boyunca güncelliğini koruması ve bugün bile bu denli modern hissettirmesi gerçek bir ustalık göstergesi. Sizin gözünüzde bir parfümü geçici trendlerin ötesine taşıyıp “zamansız” kılan temel sır nedir?
Birincisi kalite. Kalite asla eskimez. İkincisi ise Maison’un özüne sadık kalmaktır. Trendler gelir ve geçer; Maison’un DNA’sı ise kalıcıdır.

Zamanın Ötesinde Olfaktif Bir İmza

ÖSYM hafta sonu 3 imtihan düzenleyecek

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir