
Mikrobiyologlar, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmaların büyük bölümünün insan vücudu dışında uzun süre yaşayamadığını belirtiyor. Bu nedenle bel soğukluğu veya klamidya gibi hastalıkların tuvalet oturağından bulaşması son derece düşük bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Kan yoluyla bulaşan enfeksiyonlar için de benzer şekilde risk oldukça sınırlı kabul ediliyor.

Bununla birlikte bazı virüsler yüzeylerde daha uzun süre canlı kalabiliyor. Örneğin HPV’nin belirli koşullarda günlerce hatta bir haftaya kadar yaşayabildiği belirtiliyor. Ancak bu tür virüslerin bulaşabilmesi için genellikle ciltte yara veya tahriş gibi giriş noktalarının bulunması gerekiyor. Uzmanlar, bu nedenle doğrudan cilt temasıyla gerçekleşen bulaşmanın çok daha yaygın olduğunu vurguluyor.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin

Pek çok kişinin tercih ettiği, klozeti tuvalet kâğıdıyla kaplama yöntemi ise beklenildiği kadar etkili görülmüyor. Tuvalet kâğıdının gözenekli yapısı nedeniyle mikroplara karşı tam bir bariyer oluşturamadığı ifade ediliyor. Ayrıca klozete oturmamak için çömelerek tuvaleti kullanmanın özellikle kadınlarda mesanenin tam boşalmamasına ve bazı sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtiliyor.

Uzmanlara göre asıl risk, klozetten çok eller aracılığıyla gerçekleşen bulaşmalardan kaynaklanıyor. Tuvaletteki yüzeylere temas eden eller, bakteri ve virüsleri taşıyabiliyor. Daha sonra kişinin yüzüne veya ağzına dokunması, mikroorganizmaların vücuda girmesine neden olabiliyor. Dışkı kaynaklı bakteriler mide-bağırsak enfeksiyonlarına yol açabilirken, norovirüs gibi son derece bulaşıcı virüsler de kirli yüzeylerden kolayca yayılabiliyor.

Bir diğer önemli konu ise sifon çekildiğinde oluşan aerosol yayılımı. Araştırmalar, sifon sırasında oluşan küçük damlacıkların havaya karışarak çevredeki yüzeylere ulaşabildiğini gösteriyor. Bu durum bazı mikroorganizmaların lavabo, kapı kolu ve diğer ortak kullanım alanlarına taşınmasına neden olabiliyor. Benzer bilimsel çalışmalar da sifon sonrası oluşan aerosol parçacıklarının havada yükselebileceğini ve kapak kapalı olsa bile tamamen engellenemeyebileceğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, umumi tuvaletlerde enfeksiyon riskini azaltmak için yüzeylerle gereksiz temastan kaçınılmasını, mümkün olduğunca temassız sistemlerin kullanılmasını ve en önemlisi ellerin en az 20 saniye boyunca sabunla yıkanmasını öneriyor. Ayrıca telefonların tuvalet ortamında kullanılmaması ve gerektiğinde el dezenfektanı kullanılması da alınabilecek basit önlemler arasında yer alıyor.

Sonuç olarak uzmanlar, klozetlerden hastalık bulaşmasının teorik olarak mümkün olduğunu ancak günlük yaşamda karşılaşılan en büyük tehlikenin kirli eller ve yetersiz hijyen alışkanlıkları olduğunu belirtiyor. Düzenli el yıkama ve temel hijyen kurallarına dikkat edildiğinde riskin oldukça düşük olduğu ifade ediliyor.

