ZUMEDYA HABER


Warning: Undefined variable $sticky in /home/zum397ahabercom/public_html/wp-content/plugins/post-type-news-ticker/widgets/ptnticker-newsticker-widgets.php on line 3189
#Kültür Sanat

İfşalamasak da mı saklasak?

Müjde Işıl – Küçük çocuk evin kapısını açtığında, turuncumsu sarımsı ışıkla karşılaşır. Uzaylılardan korkup kaçmak yerine gördüğü manzaraya hayranlıkla bakakalır. Steven Spielberg imzalı, 1977 yapımı bilimkurgu klasiği “Close Encounters of the Third Kind/Üçüncü Türden Yakınlaşmalar”ın ikonik sahnelerinden biridir bu. Belki de sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden biri… Yönetmen koltuğunda eğer Spielberg oturuyorsa o filmin birçok ikonik sahnesi olması da muhtemeldir zaten. Ama olay bundan ibaret değil sadece.

Bu sene 80 yaşına basacak usta yönetmeni en son kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak çektiği “The Fabelmans/Fabelmanlar”da bırakmıştık. Bugünden kendi çocukluğuna bakmış ve yaralarından harikulade bir ‘nasıl yönetmen olunur’ filmi çıkarmıştı. Belli bir yaşa gelince geçmişe bakmak ya da geçmişe sarılmak daha önemli oluyor muhtemelen. Spielberg’de de bunu görüyoruz. “Disclosure Day/İfşa Günü”nde de kendi bilimkurgu klasiklerinin bir nevi harmanını yapıyor. Yazının başında adını zikrettiğimiz “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar”, yeni filminin tam merkezinde duruyor. Çünkü uzaylılardan gelen rengârenk ışığa hayranlıkla bakan o çocuğun yani Barry’nin büyüyüşünün hikâyesini anlatıyor bir bakıma. “E.T.” deki Elliott ve Gertie’yi de dahil edebiliriz bu açıdan. 94 yaşındaki efsane John Williams’ın müziklerinde de “E.T”nin ve diğer bestelerinin tanıdık tınılarını hissediyoruz.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Senaryosunu David Koepp’in yazdığı film, Alfred Hitchcock’u yâd edip seyirciyi ‘MacGuffin’ heyecanına kilitleyen bir fidye sahnesi ile başlıyor. Spielberg, filmin ilk yarısında gerilim ve heyecanı oldukça diri tutmayı başarıyor. Karakterleri tanıdıkça neden kaçtıklarını ve neyin peşine düştüklerini çözüyoruz. Hava durumu sunucusu Margaret Fairchild ile siber güvenlik uzmanı Daniel Kellner, çocukken uzaylılarla temas kurmuş. Devletin gizli bir birimi ise 79 yıldır uzaylılarla iletişimlerini ve hatta onlara uyguladıkları işkenceleri saklamakta kararlı. Bu birimin, önce Daniel sonra da Margaret’in peşine düşmesi üzerine kurulu filmin omurgası. Spielberg aksiyon ve gerilimi kurarken yine kendi filmlerini referans alıyor. “Minority Report/Azınlık Raporu” ve “Indiana Jones” serisini anımsatan sahneler var. Ancak teknolojik açıdan “İfşa Günü”nün, Spielberg’ün bu klasikleşmiş filmlerinin gerisinde olduğunu, özellikle aksiyon sahnelerinde efektlerin inandırıcı görünmediğini söylemek lazım.

Empati ve iyilik

Önceki uzaylı temalı filmlerinde olduğu gibi Spielberg “İfşa Günü”nde de insanın yabancıda kendisini keşfetmesini, içindeki çocuğun iyiliğine sığınmasını ve empati kurmasını önceliklendiriyor. Ancak bunu bugünün sinema seyircisini değil, eski filmlerinin hayranlarını gözeterek yapıyor. Önceki filmlerinde zaten kusursuz şekilde anlattığı hikâyelerin ise üzerine çıkamıyor. “İfşa Günü”nde dini bakış da önemli bir yer tutuyor. Uzaylıların varlığı açıklandığında insanlığın bu büyük gücün varlığına nasıl tepki vereceği sorusuna filmin bakışı net: Dünyada tekiz belki ama evrende pek çok yaratılmış olabilir. Tabii bu barışçıl ve ötekileştirmeyen bakış açısını, bugünün Trump politikalarına eleştiri olarak da okumak mümkün.

Spielberg, “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar”ı bugüne taşımak için çıktığı yolculukta, içindeki çocuğa ve nahif bakış açısına sadık kalmış. Ama aradan geçen neredeyse 50 senede ne seyirci eski seyirci ne de sinema o yılların sineması. “İfşa Günü” sinemadaki yeniliklerin öncüsü olmuş bir sinemacının ileriye değil de geçmişe baktığı bir film olarak izlediğimizde naftalin kokusu ile birlikte hoş bir nostalji duygusu bırakıyor geride.

“Michael”da MJ’in despot ve hastalıklı babasına hayat veren Colman Domingo, “İfşa Günü”nde tam tersi bir karakterle karşımıza çıkıyor. Filmin yıldızı ise Emily Blunt. Karakterinin dünyevi ve uhrevi gelgitlerini o kadar başarılı yansıtıyor ki önümüzdeki ödül sezonunda adını sıkça duyabiliriz.

Eski ekip bir arada

“İfşa Günü”, Steven Spielberg ve kadim bestecisi John Williams’ın 30. iş birliği. İkili “Sugarland Ekspres”ten beri birlikte çalışıyor. Williams’ın kazandığı beş Oscar Ödülü’nün üçü, Spielberg filmlerinden. Spielberg, senarist David Koepp ile “Jurassic Park” gibi bir klasiğe imza atmıştı. Sonrasında “Jurassic Park 2: Kayıp Dünya”, “Dünyalar Savaşı” ve “Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı”nda da çalıştılar. Filmin görüntü yönetmeni Janusz Kaminski de Spielberg’ün vazgeçmediği isimlerden. “İfşa Günü” ikilinin 21. iş birlikleri. Kaminski’nin Oscar kazandığı iki filmin (“Schindler’in Listesi” ve “Er Ryan’ı Kurtarmak”) de yönetmeni Spielberg.

İfşalamasak da mı saklasak?

Filmleri dinliyorum

İfşalamasak da mı saklasak?

Caz gençleştirir

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir